Kitap Özeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Özeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Haziran 2014 Perşembe

İbrahim Efendi Konağı Özeti Samiha Ayverdi

Samiha Ayverdi’nin İbrahim Efendi Konağı isimli kitabının konusu, eleştirisi, karakterleri, özeti. Samiha Ayverdi kitapları özetleri.

ibrahim-efendi-konagi 
Romanın Başlıca Karakterleri
İbrahim Efendi: Meclis-i Maliye Reisi. Çok zengin ve güçlü bir adam. Kibirli ve sevgisiz.
Hilmi Bey: ibrahim Efendi’nin kardeşi. Duygusal, kibar ve tok gözlü bir adam.
Halet Hanım: Hilmi Bey’in karısı. Akıllı ve iyi kalpli bir kadın. Herkesin yardımına koşar.
Şevkiye: İbrahim Efendi’nin büyük kızı. Tüm zenginliğine rağmen çok mutsuz.
Dr. Salih Bey: Şevkiye’nin kocası. Onunla parası için evlenmiş.
Şükriye: İbrahim Efendi’nin küçük kızı. Budala bir kadın.
Yusuf Bey: Şükriye’nin kocası. Mutsuz bir adam.
Ratıbe: Dr. Salih’le Şükriye’nin 20 yıl sonra dünyaya gelen kızları. Duygusal bir çocuk.
İBRAHİM EFENDİ KONAĞI (Kitabın konusu, eleştirisi)
Kitapta İbrahim Efendi ve ailesi çevresinde 1900′ler İstanbulu, aristokrat kesimin yaşayışı, ramazan ve bayram günleri, Meşrutiyet ilanı, İttihat ve Terakki Cemiyetiyle Jön Türkler anlatılır. Roman İbrahim Efendi ve ailesinin trajik sonuyla biter.
İbrahim Efendi Meclis-i Maliye Reisidir. Devrinin önemli kişilerindendir. Onunla dostluk kurmak, hatta komşu olmak bile şeref sayılır. Kansı öldükten sonra evlenmemiştir. Odalıkların silik varlığı ona yetmektedir. Düşüncelerine karşı koyan kişilere tahammülü yoktur Bunların başında kendisinden on yaş küçük kardeşi Hilmi Bey gelir. Hilmi Bey ağabeyinin akıl almaz serveti ve saltanatlı yaşayışı karşısında ezici bir sessizlikle susar, fakat ona hürmette kusur etmez. Bu nedenle İbrahim Efendi kendinden on yaş küçük bu kardeşe karşı çekingen hatta saygılı bir duruş sergiler. Onun karşısında ezilir. Hilmi Bey; orta halli bir İstanbul efendisidir. Dürüst ve tok gözlü bir adamdır.
İbrahim Efendi, Hilmi Bey ve kızkardeşleri Bâise Hanım’ın babalan, tiftik tüccarı Ali Bey isminde varlıklı ve namuslu bir kimsedir. Ölüm bu genç adamı yakaladığında, İbrahim 18, Bâise 10, Hilmi 8 yaşındadır. Nedense bütün servet en büyüğe kalır..
Analarından kalan mal ve vakıflar da yine İbrâhim Efendi’ye geçer. Hilmi Bey sonradan bu geçmiş hikâyeyi araştırmaz, susmayı tercih eder. İbrâhim Efendi’nin çok erken hanımsız kalan konağının ve küçük yaşta anasız kalan iki kızının idaresiyle Hilmi Bey’in kansı Hâlet Hanım ilgilenir. İbrâhim Efendi için o büyük bir güvencedir.
Hâlet Hanım, Mısır Vekili Hacı Süleyman Ağa’nın torunudur. O da kocası gibi aile servetinden payını alamamıştır.
İbrâhim Efendi’nin konağı Şehzadebaşı’nda, 25 odalı, haremli-selamlıklı bir binadır. Sahibinin hem keyfine hem de ihtişamına uygundur. Konakta onlarca hizmetkâr çalışır.
Konağın dış görünüşündeki ahenge rağmen içte bir kopukluk, bağlantısızlık vardır. Bu çatı altında aileyi birbirine perçinleyecek sevgi eksiktir. Evin efendisinden son derece korkulur, ona saygıda kusur edilmez. Fakat sevildiği de söylenemez. Yalnız büyük kızı Şevkiye ile arasında gerçek bir yakınlık ve muhabbet vardır. Bu biraz da mizaçlarının benzeyişinden kaynaklanmaktadır. Küçük kızı ise gerek babası, gerek kocası, gerekse konak halkının gözünde acınacak biridir. İbrâhim Efendi damatlarının gözünde ise her an gözlerini kapayıp büyük servetini kızlarına bırakacak olan “olmuş armut” tur. Kardeşi Hilmi Bey’in evinde ise zenginlik, gösteriş yoktur. Aile en büyüğünden en küçüğüne bir yumak gibi birbirine sarılıdır. Hilmi Bey iyi tahsil görmüş, kibar bir adamdır.
İbrâhim Efendi’nin büyük kızı Şevkiye bütün zenginliklerine rağmen çok mutsuzdur. Çünkü kocası Sâlih onu değil de kayınpederinin parasını sevmektedir. Ayrıca çiftin çocukları da olmamaktadır. Yirmi yıl sonra Şevkiye Hanım hamile kalır. Çiftin Râtıbe adını verdikleri bir kızlan olur. Fakat Râtıbe’nin varlığı da bu evliliği kurtaramayacaktır. İbrâhim Efendi’nin küçük kızı Şükriye kendi halinde saf bir kadındır. 13 Yaşında iken Serasker Hüseyin Avni Paşa’nın oğlu ile evlendirilerek Paşa’nın Kuzguncuk’taki yalısına gelin gider. Fakat bu kız kendi gibi saf bir genç olan paşanın oğlunu beğenmemiş, kendini bir odaya kapayarak bir ay kadar burada ağlayıp, bağırıp huysuzluk etmiştir. Sonunda huysuz gelin baba evine geri gönderilir. Kızındaki kusurları bilen İbrâhim Efendi onu iki yıl sonra basit bir ailenin memur olan genç ve yakışıklı oğluyla evlendirir. Damat içgüveysi gelir. Yusuf Bey zeki, kültürlü ve kibar bir gençtir. Fakat bu akıl düşkünü kadınla çok mutsuzdur. Kendisini altın kafes içindeki esire benzetmekte ve bu durumunu içkiyle avutmaya çalışmaktadır. Böylece selamlıkta, geç saatlere kadar çalıp söyleyen bir grup oluşturur. Fakat bacanağı Salih selamlıkta kendinden başka birleştirici, neşeli bir merkezleşmeyi kıskanır. Yusuf neşesi, muhabbeti, cazibesi ile kıskanılacak bir adamdır. Huysuz bir adam olan Salih ise her fırsatta bacanağını iğnelemektedir.
Onurlu bir adam olan Yusuf içgüveysi olmaktan rahatsızdır… Şükriye konağın alt katında komşularla, kalfalarla vakit geçirmekte kocasıyla hiç ilgilenmemektedir. Kocasıyla derileşen ise Edâdil isimli yan kalfadır. Fakat bir gün Şükriye kocasıyla Edâdil’i sarmaş dolaş yakalar. Ağlayıp bağırarak ortalığı ayağa kaldırır.
Olayın üzerinden 24 saat geçmeden Sâlih Bey Edâdil’i bir Mısırlı’ya satar. Sevgilisini elinden kaçıran Yusuf Bey eve gelmez. İmparatorluğun her tarafında arandığı halde bulunamaz. Damadına için için hak veren İbrahim Efendi bu entrikalara çok sinirlenir. Her yerde damadı aratır. Nihayet damat bulunur. Bu habere çok sevinen İbrahim Efendi, herkese onu rahatsız etmemeleri konusunda şiddeti bir gözdağı verir. Sarıyer taraflarında bir köşk tutarak kızını ve damadını oraya yollar. Yusuf Bey için yak bir cennet olur, çünkü yine aşıktır. Cânüser isimli cariyeye gönlünü kaptırmıştır. Kansı tarafından yakalanınca Yusuf intihar eder. Vasiyeti gereği Yûşâ tepesine gömülür. İhtiyar ve dertli anası oğlunun çocuğuna hamile olan Cânüser’i kendi evine götürür. İbrahim Efendi zatürreeye yakalanır. İyileşir. Ama kardeşi Hilmi Bey ölür. Bu arada 33 yıl süren II. Abdülhamit dönemi yıkılır. İbrahim Efendi ölür. Ardından 15 yıl sürecek bir miras davası başlar. Salih Bey kayınpederinin mirasına sahip olamaz. Çünkü kansı kahyalara gösterdiği güveni ona göstermez. Bu duruma çok sinirlenen Salih Bey evi terkeder. Bir başkasıyla evlenir.
Balkan Savaşı’na ardından Birinci Dünya Savaşı’na girilir. İmparatorluk aristokrasisi büyük bir darbe yemiş, konak da nasibini almıştır. Salih Bey’in kızı Râtibe, babasının evi terketmesine çok üzülür, vereme yakalanır, üç ay sonra da ölür. Konağın tüm işleri hiç iyi gitmez. Son bulunan kalfa Zaim Bey, konağın yönetimi için Şevkiye Hanım’ın bütün mallarını sattırıp, paralarla birlikte yurt dışına kaçar. Şevkiye Hanım’ın 60 yıl yaşadığı bu cennet, artık zor durumdadır. Tüm mücevherlerini satan Şevkiye Hanım felç geçirir, ömrünün kalan yıllan yoksulluk ve bu hastalıkla mücadele ile geçer.
İbrahim Efendi’nin sınırsız serveti kimseyi mutlu edememiştir.
Etiketler: , , ,

Beyaz Diş Kitap Özeti Jack London

Beyaz Diş
 (Jack London)
KİTABIN ADI : BEYAZ DİŞ
KİTABIN YAZARI : JACK LANDON

KİTABIN KONUSU

İlkel bir dünyaya kavuşmak için uygarlıktan kaçacağı yerde, insanların aasına katılmak için ormanı terk eden vahşi bir köpeğin acı, buruk, şaşılası bir yaşamı anlatmaktadır.

KİTABIN ÖZETİ

Karanlık ladin ağaçları ormanı, donmuş nehrin her iki yakasında yer alıyordu. Arazi öylesine cansız, ıssız ve soğuktu ki hüzün kelimesi bile onu tanımlamada yetersiz kalıyordu. Sessizlik her yanı sarmıştı.

Ama yine de bu uzak yabani topraklarda dirençli bir yaşam vardı. Görünümleriyle kurttan farksız bir köpek sürüsü donmuş nehir boyunca ilerliyordu. Hayvanların sık tüylü postları buz tutmuştu. Solukları havayla karışınca buharlaşıyor, sonra incecik buz taneciklerine dönüşüp tüylerine yapışıyordu. Deri koşumları, yine deri kayışlarla peşleri sıra sürükledikleri bir kızağa bağlanmıştı., , Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

Gece olunca köpeklerlerden biri kaybolur. Günden güne de kabolmaları devam etmektedir. Sahiplerinden Bill kurt sürüsünü ürkütmek ve hıncını onlardan almak için onları vurmaya kara verir. Ama bu onun sonu olur.

Daha sonra dişi kurt ve diğer sürünün üyeleri başka bir kızak grubunun geldiğini fark edince onların peşini bırakırlar. Sürünün diğer üyeleriden olan Tek göz ve Genç kurt dişi kurtla birlikte olabilmek için bir mücadeleye girişirler. Bu mücadeleyi Tek göz kazanır. Dişi kurtla birlikte dört adet yavruları olur. Yavru kurt mağradan çıkmadığı ve dünyayı tanımadığı için çok toydur. Ama daha sonra mağradan çıkar ve tehlikeli dünyayı kendi gözleriyle görür. Kıtlık zamanı vaşak yavrularını yerler fakat annesiyle dişi kurt ve beyaz diş dövüşmek durumunda kalırlar. Bu dövüşü vaşak hayatını kaybederek öder. Bu olaydan sonra ise dişi kurt’un yani “kishe”nin sahipleri gelir ve beyaz dişi ve annesini kamplarına götürürler. Beyaz diş günden güne daha vahşileşir ve Lip lip’in ve kamptaki diğer köpeklerin öfkesini üstüne çeker. Bunun sebebi ise babsının bir kurt olmasıdır. Kampta gün geçtikçe Beyaz diş’in ünü git gide yayılır. Yalnız bu ün kötü bir ündür. Çadırlardan balık, et vb gibi yiyecekleri çalar, diğer köpeklerle boğuşur, oları kimi zaman öldüresiye döver. Kampta beliren kıtlıklerda kampı terk eder ve kıtlık bitene kadar oraya uğramaz. Böyle yapmasının nedeni ise kaptaki insanların aç kalınca köpekleri de yemeleridir. Bir gün Beyaz Diş ile Kishe ayrılmak zorunda kalırlar. Beyaz Diş annesinin ardından gitmeye kalkar ama sahibi Gri Kunduz gitmesine izin vermez. Daha sonra ise Gri Kunduz elindeki malzemeleri satmak için kuzey ülkesine gider ve yanında Beyaz Diş de vardır.
Kuzey ülkesi sınılı yaz aylarında altın arayıcılarının gözde yerlerinden biri olmuştur. Buraya yüzlerce altın arayıcısı gelir. Bu umt ülkesin de Gri Kunduz elindeki malları satarak iyi bir gelir elde eder. Beyaz Diş orada da rahat durmaz. Alltın aramaya gelen kişilerin narin, zayıf, korkak köpeklerine derslerini verir. Beyaz Diş’in bu durumunu gören kuyzey ülkesinin yerlilerinden Güzel Smith bu halini Gri Kunduz’a onu kendisine satması için konuşur. Gri Kunduzun karalı tutumu karşısında ise taktik değiştirerek Gri Kunduz’a içki verir ve onu alıştırır. Bir aya kalmadan Güzel Smith Gri Kunduz’un elinde ne varsa ne yoksa hepsini alır ve verdiği içkilerin parasına karşılık Beyaz Diş’I ister. Mecburen Gri Kunduz bu isteği yerine getirmek zorunda kalır.

Beyaz Diş Güzel Smith’i ilk gördüğünden beri hiç hoşlanmamaktadır. Üç defa kaçma girişiminde bulunur ama yine Güzel Smith kaçan köpeği Gri Kunduzdan tekrar alır. Bu arada da öfkesi ve diğer canlılara karşı olan düşmanlığı giderek artar. Eski sahibini kendisini verdiği için ona karşı nefret duyuyordur. Yeni sahibi ise onu günden güne daha da kızdırır ve onu köpek dövüşlerine çıkarır.

Beyaz Diş karşısına çıkan bütün rakiplerini teker teker öldürür. Dövüşlerde başka şansıda yoktur. Sadece yenen hayatta kalır diğerinin ise oradan ölüsü çıkar. Beyaz Diş yine bir dövüşte yalnız bu seferki zorlu bir rakip olan bir doberman cinsi köpekle dövüşür ve bu köpek onu gafil avlar. Doberman Beyaz Diş’in can alıcı bölgesi olan boğazını kapar. Beyaz Diş ne yaptıysa onun elinden kurtulamaz. O civardan geçmekte olan kızaklı iki kişi Beyaz Diş’in yardımına koşarlar. Onu sahibinden az bir para karşılığı zorla alırlar. Güzel Smith Beyaz Diş’i vermeyi ilk başta kabul etmese de sonunda razı olur ve onu satar.

Beyaz Diş yeni sahibi olan Scott’i ilk başta kabul etmez. Kendisini cezalandırmalarını bekler. Halbuki Scott Beyaz Diş’in bu haliyle yaşayıp yaşamayacağını düşünür çünkü Beyaz Diş fazla hırpalanmış, boğazında yarası vardır. Buna rağmen Beyaz Dişyaşamayı başarır ve yeni sahibinin sevgisi sayesinde yavaş yavaş uysallaşmaya başlar. Beyaz Diş sahibinin evini koruyup gözetlerken sahibi ise onun bakımını üstlenmiştir.

Gün gelir Scott işi gereği Kaliforniya’ya ailesinin yanına gitmeye karar verir. Ama Beyaz Diş sahibinin ilk gitme girişiminden tecrübe alarak onun kendisini tekrar terk edeceğini sezer. İstediği gibi sahibiyle birlikte ailesinin yanına gider. Oradaki kurallara çabuk alışır. Diğer köpeklerle kavga etmez, tavukları yemez, başka issanlara saldırmaz, eğer hırsız değillerse tabii.

Haberlerde Scott’ın babasının mahkum ettiği bir katil hapisten kaçar ve zanlı Scott’ın evine girer. Ev halkı o gece büyük bir gürültü ve iki el silah sesiyle uyanırlar. Salona girip baktıklarında Beyaz Diş’in yaralı olarak yattığını katilin ise boylu boyunca kanlar içinde yere serili bulurlar. Beyaz Diş’i hemen veterinere götürürler. Doktor ameliyata alınması gerektiğini fakat bu durumda ameliyat iyi geçse dahi yaşayamayacağı kanısındadır. Lakin Beyaz Diş’in yaşama gücü bu vahim durumunda devreye girerek onun hayatta kalmasını sağlar ve eşi olan kangal köpek ve yavruları ile birlikte olayların yorgunluğu yüzünden güneşin ılıklığında derin bir uykuya dalar.

KİTABIN ANAFİKRİ

Hayattaki zorluklara karşı ne olursa olsun elimizden gelenin en iyisini yapmamız gerektiğini ayrıca doğadaki her canlının vahşiş bile olsa sevgiye muhtaç olduğunu aşılamaktadır.

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Beyaz Diş: Zeki, çevik, vahşi,

Kische: Beyaz Diş’in annesidir.

Tek göz: Beyaz dişin babasıdır.

Lip Lip: Beyaz Diş’in kamptaki peşini bırakmayan düşmanıdır.

Gri Kunduz: Beyaz Diş’in ve annesinin sahibi aynı zamanda güçlü, adil, cesur bir insandır.

Matt: Scott’ın yardımcısıdır. Beyaz Diş’in ilk başta sevmediği fakat sonra onun iyi bir insan olduğunu fark ettiği bir kişidir.

Scott: Beyaz Diş’in en son sahibidir. Beyaz Diş ondan sevginin ve koşulsuz itaatin ne olduğunu öğrenmiştir.

KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER

İnsanın insanla ve doğayla olan mücadelesini destansı boyutlara ulaştırmıştır. Okumanızı tavsiye ederim.

KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ

Çocukluğu ve gençliği, onu denize bağlayan Batı Kıyısı’nda geçti. Ortaokuldan sonra okulu bıraktı, ama kendini yetiştirmeyi bırakmadı. Tam bir kitap ve kütüphane kurduydu. Bu arada adını Jack olarak değiştirdi. Beş yıllık bir aradan sonra, 19 yaşında liseye döndü. Liseden sonra Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’ne de başladı.
Ama o zamana dek limanda ve fabrikalarda amelelik yapmış, inci kaçakçılığına karışmış, Pasifik seferi yapan gemilerde miço olmuş, mevsimlik işçilerin arasında ülkenin pek çok yerini dolaşmış biri olarak üniversiteyi çok sıkıcı ve ruhsuz buldu. Altı ay dayandığı üniversiteyi “hevesten yoksun aklın gönülsüz arayışları”nın sürdüğü bir yer olarak tanımladı. Yine aynı sıralarda okumanın yanısıra yazmaya da merak sardı. Durmaksızın , fıkralar, şiirler yazıp yayıncılara yolluyor, ama sürekli reddediliyordu. 1897′de Alaska’da altın peşine düştü. Altın bulamadı ama, eserlerinde ustalıkla kullanacağı pek çok deneyim ve öyküyle geri döndü. 1899′da büyük bir dergiyle anlaşarak düzenli olarak hikayelerini yayınlatmaya başladıÖyküleri yayınlanmaya başladıktan sonra hayatı boyunca, ne olursa olsun günde en az bin kelime yazmayı adet edindi. Bu sıkı disiplini sayesinde de bu denli üretken olabildi. Kısa sürede tanındı. “Halkla ilişkiler” (yani PR) işini çok iyi kullandı. Sinema endüstrisinin geleceğini gören ve romanlarının filme alınmasını sağlayan ilk edebiyatçılardandı.1900′de Bess Maddern ile ilk evliliğini yaptı. Ama bu bir mantık evliliğiydi. Beş yıl sürdü. Joan ve Bess adında iki kızı oldu. Bess ile evliyken tanıştığı ve “can yoldaşım” dediği Charmian Kitteridge ile 1905′te evlendi. Charmian sıkı bir can yoldaşıydı. Birlikte, bugün pek yaygın olan aile tipi gezi teknelerinin ilk örneği olan Snark’ı yaptırıp 1907′de Hawaii’ye yelken açtılar, 1905′ten başlayarak koskoca bir çiftlik kurdular. Charmian üç de kitap yazdı. London 22 Kasım 1916′da, yani daha kırk yaşındayken böbrek yetmezliğinden öldü.

Kitapları

Martin Eden Demir Ökçe
Güneş Çocuğu Deniz Kurdu
Beyaz Diş Yanan Gün Işığı
Ay Vadisi Dehşet Ülkesi
Cinayet Vadisi Vahşetin Çağrısı
Halk Avcısı Sevginin Katıksızı
Büyük Serüven Ademden Önce
Ateş Yakmak Direniş
Alın Teri Şampiyon
İntihar Alaska Kid
Tanrılar ve Köpekler Kız Kar ve Kan
Düş Ülkelerine Yolculuk Can Yoldaşı
Doğu Yakası