Roman Özeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Roman Özeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Haziran 2014 Perşembe

Babalar ve Oğullar Romanı Özeti Turgenyev

ve Oğullar
 (İvan Sergenyeviç Turgenyev)
KİTABIN ADI : BABALAR VE OĞULLAR
KİTABIN YAZARI : IVAN SERGENYEVİÇ TURGENYEV
KİTABIN KONUSU
Babalar ve oğullar’da Turgenyev geçen yüzyıl Rusya’sının
toplumsal – siyasal görünümünü ele alıyor.O zaman Rusya’sında yaşanan geleneksellik ile bireysellik arasındaki çatışmayı adım adım göstermektedir.Adından da anlaşılacağı gibi babalar kuşağı ,ataerkil topplumun sarsılmaz saymakla direndiği sağtöre inancını, oğullar ise, bütün töreleri yok sayma savaşını temsil ederler.
KİTABIN ÖZETİ
Bazarov arkadaşı Arkadiy’nin teklifini kırmayarakonunla tatilini geçirmek için üniversiteyi bitirdikten sonra Arkady’nin babasının ,Nikolay Petroviç , yönettiği çiftliğe giderler. Burada Bazarov bilimsel araştırmalarına daha fazla eğim vereceğine ve araştırmalarında kullanacağı daha iyi denekler bulacağından dolayı sevinçlidir.Fakat günleri pek de umduğu gibi geçmemektedrir; Arkady’nin amcası Pavel petroviç’le tartışarak ,ona gerçekleri göstermeğe çalışmaktadır.Fakat Pavel de dişli bir tartışmacıdır.Tartişmalar sabah akşam sürmekte ve arada sırada kalan sürelerde, genelde sabah erken saatlerde, böcek toplamaya çıkabilmektedir.Diğer zamanlarda bunların üzerinde çalışmaktadır.Akşam yatmadan önce ise arkadaşı ile dertleşmekte ve onunla tartışmaktadır.Bu sıralarda Fenitçka ile taışmıştır.Katya ‘nın yanında yardımcı olan Fenitçka’nın ona karşı platonik bir aşkı vardır.Yüz, , Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, zet


Pavel’le tartışmaların kızıştığı günlerden bir gün Bazarov’u düellaya davet etmiştir.Sorun ise Pavel’in ölümcül olmayan yaralanmasıyla çözümlenmiştir.Bu durumda burada daha fazla kalamayacağını anlayan Bazarov soluğu yakında yaşayan ailesinin yanında alır .Fakat sıkıntısı burada da geçmemiştir.Buradan ise Arkady ile kasabada tanıştığı Anna Sergenyevra’yı ziyaret etmeye karar verir.Bu ziyarette pek fazla uzun sürmez. Arkady Anna’nın kızkardeşi ile günlerini geçirirken Bazarov da Anna ile dolaşmaktadır.Fakat ona olan sevgisini açıklayamaz.Buna inançlarının engel olduğunu bilmektedir.Ve oradan da ayrılmak zorunda kalmıştır.Tekrardan ailesinin yanına gider, burada yakın köylerden gelen hastalarla ilgilenmekte ve araştırmalarına devam etmektedir.bir gün çevre köylerden gelen tifüslü bir hasta ile ilgilenirken o da hastalığı kapar,zamanının az olduğunu bilmekle birlikte acı çekmektedir.Tek çare ölümü beklemektir.Bu sırada Anna kendi doktorunu getirir fakat iş işten çoktan geçmiştir ancak onunla konuşacak bir kaç dakikadan fazla bir ömrü kalmamıştır.Ve Bazarov gözlerini Anna’nın kollarında dünyaya kapatır.
Bundan sonra Anna Rus bir politikacıyla, Katya Arkadıy Petroviç ile , Fenitçka ise Nikolay Petroviç ile evlenir.
KİTABIN ANAFİKRİ
Her zaman yeni nesil ile eski nesil arasında bir çatışma olduğu.Bu çatışmanın nesillerin yetiştiği ortam ve görüş açılarının değiştiğinde kaynaklandığıdır.Bu yüzden her nesil birbirine anlayış içinde yaklaşmalı ve olumlu davranmalıdır.Onlara olumlu yaklaştığımız sürece kendimizi daha da geliştireceğimizdir.
KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
YEVGENİY VASİLYİÇ BAZAROV: Tam bir nihilisttir.Her şeyi yok sayar ; her kuralı ve töreleri inkar eder.Kadınlara, kadın güzelliğine çok düşkündür.Ama ideal anlamda aşık -yada onun romantiklik diye adlandırdığı aşk- duygusunun maskaralık , bağışlanmaz bir aptallık sayan bir kişiliğe sahiptir.Çünkü ne sanata ne romantikliğe hiç bir ilgi duymaz.sadece ilgilendiği bilimdir.
ANNA SERYEVRA ODİNSTOVA: Güzel bir bayan.Aynı zamanda olgun bir yapıya sahip.Buda Bazarov’un ona tutulmasına sebep veren en önemli faktörlerden biri.Oda Bazarov’dan hoşlanmakla birlikte bunun ilerlemeyeceğini biliyor.Yaşlı prenses ve kızkardeşi Katya ile birlikte yaşıyor.
KATYA:Ablasını gölgesi altında ezilmiş fakat onun kültüründen ve olgunluğundan kendine pay çıkarmış biri.
ARKADİY PETROVİÇ: Bazarov’un arkadaşı ve Nikolay Petroviç’in tıp bölümünü yeni bitiren oğlu.Bazarov’la her konuda konuşan ve Bazarov’un Pavel Petroviç ile girdiği tartışmalarda bir sübap görevi yapan bir kahramandır.
PAVEL PETROVİÇ: Sınıf ayrılıkları ve törelere inanan kendini soylu sayan ; bir zamanlar Rus ordusunda da görev yapmış ve ileride Rusaya yönetimine geçecek biri olarak bakılırken bir anda kendini kardeşinin yanında; çiftlikte ömrünü geçirirken bulmuş biridir.
NİKOLAY PETROVİÇ: Çiftlik yönetmekle uğraşan , her şeyi oğlu için yapan bir kahramandır.Katya ile evlenmketen çekinen fakat abisinin ve oğlunun desteğini aldıktan sonra oda törelerin zamanla değiştiğine inanarak onunla evenen böylelikle kitapta yazarın betimlemek istediği kahramandır.
KATYA:Nikolay Petroviç’inev işlerini görmesi için çağırdığı bir hizmetçinin kızı olup çekingen, utangaç bir yapıya sahiptir.
Kaynak: http://www.bilgicik.com/yazi/babalar-ve-ogullar-ivan-sergenyevic-turgenyev-roman-kitap-ozeti/

Ayaşlı ve Kiracıları Romanı Özeti Memduh Şevket Esendal

Ayaşlı ve Kiracıları
 (Memduh Şevket Esendal)
KİTABIN ADI : Ayaşlı ve kiracıları
KİTABIN YAZARI : Memduh Şevket ESENDAL
KİTABIN KONUSU
Ayaşlı’nın evinde bir oda tutan yazarın başından geçen olaylar anlatılmaktadır.
AYAŞLI VE KİRACILARI
Yazar,İbrahim efendinin(Ayaşlı) evinde bir oda kiralar.Soluk benizli bir kızın yardımıyla eve yerleşir.Kızın ismi Halide’dir .Daha sonra bu kızın evin hizmetçisi olduğunu farkeder. Ertesi gün mutfakta Halide’yi beklerken şoför Fuat’ın annesi ile karşılaşır ve tanışırlar.Daha sonra yaşlı kadının gelini Faika ile de tanışır.Yalı kadın hep oğlunun okumayışından dolayı yazara yakınır.Bu arada yazar, abisinin yakın dostu olan Hasan beyle tanışır.

Yazarın ilk taşındığı haftalarda bir gün sabah işe gitmek için odadan çıkınca yerde Halide’nin yattığını görür.Onu doktor olan bir arkadaşına yollar.Doktor Halide’nin hamile olduğunu tespit eder ve kendisine söyler.Hasan beyin bitişiğinde oturan bir konsolos(Şefik bey) vardır.Bu konsolosun evine bir gün iki genç gelir.Şefik bey Halide’den bir masa örtüsü ister.Şefik bey bu iki gençle o akşam içereler ve bu masa örtüsünü yanlışlıkla yakarlar.Bu masa örtüsü yüzünden Halide ile Şefik bey tartışırlar ve Halide Şefik beyin elini yüzünü tırnaklarıyla yırtar.Şefik beyde Halide’nin kovulmasını ister., , Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet
Apartmanın 8 numaralı odasında bir ufak çocukları ile genç bir karı koca otururlar(erkek:Abdülkerim bey,kadın:İffet hanım).Bu çiftin üç çocuğu olur ve ikisi ölür.Hayatta kalan çocuk ise çok yaramazdır.Bu çocuk yüzünden bu genç çift sürekli tartışırlar ve çözüm bulamazlar.
6 numaraya İskender bey adında bir tüccar taşınır.İskender beyin taşınması ile Ayaşlı’nın evinde oturan tüm kiracılar daha fıkı olurlar.Eve bir canlılık gelir sanki.
Ayaşlı’nın kiracıları o hiç konuşmadıkları 8 numarada oturan Turan hanım ve Haki bey’le de İskender bey sayesinde tanışıp,birbirlerine her gün gelip gitmeye başlarlar ve kumar oynarlar.Bu oyunlarda en çok yenilende Abdülkerim’le karısı İffet hanım olurlar.
9 numarada oturan hukuk reisinin başka bir yere taşınması üzerine yerine Hüseyin bey adında bir adam taşınır ve bu adamın bir sürü tarla işi ile mahkemesi vardır.Sürekli mahkemeyi kazanmak için çaba sarfeder.Apartmanda herkese derdini anlatır.
Her gece Turan hanımın evinde kumar oynamaya devam ederler(Cevat adında bir çocuk Turan hanıma kumar oynamak için müşteriler getirir).Bir gün Cevat yine iki erkek müşteri getiriri ve bundan Haki bey,Ayaşlı ve yazar rahatsız olurlar.Bundan sonrada bu tür adamlar bir daha apartmana giremezler.
Halide kendisini hamile bırakan çocuğu (Rasim) bulur ve durumu anlatır.Rasim ona bir ev kiralar ve çocuğun doğmasını beklerler.Halide’de hizmetçilikten ayrılır.Yerine Raife adında bir hanım gelir.Raife hanım dedikoducu biridir.Yazara ille de kızıma bir iş bul diye tutturur.Yazar bu kadını ve kızlarını başından zor atar.
Turan hanımın kendisinden hoşlandığını anlayan yazar bu kadından çekinmektedir.Bir gün bir öğleüstü (Yazar odasında uzanmış yatıyorken)kapı çalınır.Kapıyı açar ve karşısında Turan hanımı bulur.Kendisinde ince ağızlı bir cımbız olup olmadığını sorar.O da Turan hanımı buyur eder ve aramaya koyulur.Fakat Turan hanım kendisine sulanır.Bu arada kapı çalınır.Gelen ise banka memurunun doktor arkadaşı Fahri’dir.Turan hanım bu arada odadan ayrılır.Fahri yazara müdürlerinin hasta olduğunu söyler.ikisi birlikte müdür beyin evine giderler.Orada müdürün eşi ve eşinin yeğeni(Melek) ile tanışırlar.Yazar kızı çok beğenmiştir.
Bir yemeğine Ayaşlı Abdülkerim’e yenilir ve herkes Ayaşlının odasına yemeğe gider.Turan hanım yemekten sonra yazarı rahat bırakmaz ve karda yürümek istediğini söyler ve bu konuda ısrar eder.Yazar da Turan ve Faika ile dışarı gezmeye çıkarlar.Bu iki kadın hiç de rahat durmaz ve yazar bu durumdan hiç hoşnut olmaz.Bu kadınların ona olan yakınlığının evlendiğinde kendisi ve eşi açısından tehlikeli olabileceğini düşünür.Banka yazarı bir işi anlamak ve rapor etmek için Adana’ya yollar.Yazar iki ay Adana,Mersin,Tarsus taraflarında kalır.
Yazar,Faika’nın annesi Makbule hanımın genelev işlettiğini ve Ayaşlı ile evli olduklarını öğrenir ve bu duruma canı sıkılır.Daha sonra bu durumu Hasanbey’de öğrenir ve ikisi de evden ayrılmak ister.İlerleyen günlerde yazar Turan hanımın arkadaşları olan Süse hanım ve Berrin hanımla tanışırlar.Bu iki kadın Cavide adındaki bir kıza yazarın bir iş bulması için ısrar ederler.O da birşeyler yapmaya çalışacağını söyler.Ertesi gün Cavide yazarın yanına gelir ve iş hakkında konuşurlar fakat yazar Cavide’nin işten çok koca bulmak istediğinin farkına varır.İlerleyen günlerde Cavide sürekli gelip gitmeye başlar.Yazar,Cavide’nin kendisini beğendiğine daha çok inanmaya başlar.Cavide neredeyse her gün yazarın yanına uğrar.Mahallede “Cavideyle evlenecekmiş” diye bir dedikodu da çıkar ve yazar bundan çok rahatsız olur.Cavide’ye il dışında bir iş bulup başından atmak ister ve öyle de yapar.
Bir gün kumar davasından kavga çıkar ve Turan hanım başka bir eve taşınır.Turan gittikten bir ay kadar sonra Hasanbey’e inme indi.Bir ara Hasanbey iyileşir gibi olur ama bir gece birdenbire bozularak,uzun süren bir can çekişme devresi geçirip,bir ikidiüstü ölür.
Yazar arkadaşı Fahri’yi evlendirmek ister ve Melek hanımı Müdür bey’den ister.Onlar da kabul ederler.
Şefik beyin birkaç gün eve gelmediğinden şüphelenen ev sahipleri daha onra Şefik beyin öldürüldüğünü duyarlar.Fakat başı kesik olduğu için onu tanımakta güçlük çekerler.
Yazar aradan kısa bir süre geçtikten sonra Hasanbey’in kızı Selime ile evlenir ve bir çocukları olsun isterler.Onların bu çok sevinçli oldukları bu günlerde Ayaşlı’yı kaybederler…
KİTABIN ANAFİKRİ
İnsanlar hayatta hiç ummadıkları yerlerde hiç ummadıkları olaylarla karşılaşabilirler.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Halide:Kimsesiz,esmerce soluk benizli bir kızdır.Ezirganlıdır.
Faika:18 yaşlarında şımarık kızın tekidir.Ufacık tefecik birşeydir.
Şoför Fuat:Faika’nın kocasıdır.Kısa boylu,karısı gibi ufak tefek,açıkgöz ve birazda çapkın birisidir.
Hasanbey:Gayet dürüst ve samimi bir dosttur.Yazarın abisinin arkadaşıdır.
Ayaşlı:Asıl adı ibrahim’dir.Yazarın ev sahibidir ve de Faika’nın üvey babasıdır.
Şefik bey:Orta boylu,şişmanca ve temizliğine dikkat etmeyen birisidir.Arnavut bir baba veLübnanlı Arap bir anadan dünyaya gelmiştir.
İffet Hanım ve Kocası:Sürekli tartışan bir çifttir.Ufacık bir çocuğu bile avutmaktan aciz insanlardır.
Turan Hanım ve Kocası:Bu çift ise kumar hastasıdırlar.Sürekli evlerine birilerini alıp kumar oynarlar.
Fahri:Yazarın en samimi arkadaşıdır ve de doktordur.
Selime:Hasanbey’in kızıdır daha sonra ise yazarla birlikte evlenmişlerdir.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Bu kitapta yazarın yaşam öyküsü kendi kaleminden çıktığı biçimde anlatılmıştır.Kitap çok akıcı olmakla birlikte Türkiye’nin o dönemde içinde bulunduğu durumu yansıtmakta ve insanların nasıl bir çıkmaza girdiğini apaçık belitmektedir.
KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ
M.Şevket Esendal,29 Mart 1883 yılında Çorlu’da doğmuştur.Düzenli bir öğrenim yapamamıştır;kendi kendine çalışarak hem öğrenimini hem de Fransızca,Rusça ve Farsça öğrendi.
1900 yılında gümrük memurluğuna atandı.1906 yılında İttihat v Terakki Derneğine girdi.1907 yılında babası ölünce,ailenin geçim yükünü üstlendi.1908 yılından sonra,İttihat ve Terakkinin müfettişi olarak birçok yer dolaştı.1920’de Azerbaycan Cumhuriyeti kurulunca,bu cumhuriyet nezdinde Hükümet Temsilciliğine atanmış;1924 yılında,Rusların bu cumhuriyeti kaldırması üzerine İstanbul’a dönmüştür.1924-1925 yıllarında Galatasaray ve Kabataş liselerinde tarih öğretmenliği yapmıştır.
Tarih ve Coğrafya öğretmenliği,yazarlık,çizerlik yaparak geçimini sağlamaya çalışan Esendal,1925 yılında Tahran Elçiliğine atanmıştır.1930 yılında yurda dönmüş ve Elazığ Milletvekilliğine seçilmiş;1933 yılında,bu görevde iken Kabil Büyükelçiliğine gönderilmiştir.Esendal,1941 yılında Bilecik Milletvekili olarak yeniden TBMM’de göreve başlamış ve aynı zamanda da Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreterliğine getirilmiştir. 1945 yılında parti Sekreterliğinden ayrılmış;1946 yılında yeniden Bilecik Milletvekili seçilmiştir.16 Mayıs 1952 tarihinde, Ankara’da ölmüştür.

Aganta Burina Burinata Romanı Özeti Halikarnas Balıkçısı

1945 yılında yayımlanan roman Halikarnas Balıkçısı' nın eserlerinin genel özelliklerini yansıtır. Romanda, deniz sevgisi, denizin çekiciliği, denizcilerin yaşadığı zorluklar, güzellikler genel olarak denizdeki yaşam bir kahraman vasıtasıyla anlatılmaktadır. Eserde, deniz bir başkahraman gibi işlenmiş, bu yüzden yayımlandığı zaman çok ilgi görmüştür. Anı biçiminde yazılmıştır.

AGANTA BURİNA BURİNATA

1945 yılında yayımlanan roman Halikarnas Balıkçısı' nın eserlerinin genel özelliklerini yansıtır. Romanda, deniz sevgisi, denizin çekiciliği, denizcilerin yaşadığı zorluklar, güzellikler genel olarak denizdeki yaşam bir kahraman vasıtasıyla anlatılmaktadır. Eserde, deniz bir başkahraman gibi işlenmiş, bu yüzden yayınlandığı zaman çok ilgi görmüştür. Anı biçiminde yazılmıştır.

Başlıca Kahramanlar

Mahmut: Romanın başkişisidir. Denizci bir ailenin çocuğudur. Babası asla denizci olmasına izin vermez. İçi deniz sevgisiyle dolu olan Mahmut bütün engellere karşı koyar. Çocukluğu ve gençliği anlatılır. Okulu, disiplini, yerleşik hayatı sevmemektedir.
Süleyman Kaptan: Mahmut'un babasıdır. Kendisine ait gemisiyle geçimini denizden sağlamaktadır. Denizde yaşadığı zorluklar onu denizden soğutmuştur. Ailesini düşünen, çalışkan, merhametli bir kişidir.
Kirpi Halil: Mahmut'un yanında çırak olarak çalıştığı ayakkabıcıdır. Vaktiyle denizcilik yapmış Kirpi Halil, geçmiş günlerinin özlemiyle yaşamaktadır.
Fatma: Mahmut'un çocukluk arkadaşı ve ilk aşkıdır. Babasına denizcilikte yardım etmektedir. O yüzden, kendisine Erkek Fatma, denmektedir. Neşeli, hareketli, çalışkan, cesur bir kızdır.
Hakkı Reis: Mahmut'un amcasıdır. Çok cimri, sadece parayı düşünen, yanında çalışanlara hakkını vermeyen, kötü kalpli bir insandır.
Ayşe: Mahmut'un karışıdır. Esmer, güzelce bir genç kızdır. Toprak ağasının zengin kızı olduğundan Mahmut gibi hiç sıkıntı çekmemiştir. Otoriter, acımasız, menfaatçi, paraya çok önem veren, Mahmut'u gerçekten seven bir kişidir.

ÖZET:

Mahmut, babası Süleyman Kaptan ile Milas'a gitmektedir. Milas'a vardıklarında ahbapları Bakkal Fehmi'nin yanına giderler, Bakkal Fehmi, Süleyman Kaptan'ı çok değişmiş bu­lur. Süleyman Kaptan'ın gözlerindeki neşe ve canlılık kaybolmuştur. Süleyman Kaptan, başından geçen üzücü bir hadise­yi anlatır. Kardeşi Davut'un ölümüne sebep olmuştur. Bir süre önce Davut, Süleyman Kaptan' ın kayığına tayfa olarak yazılmıştır. Aynı gün, büyük bir fırtına çıkmış, gemideki herkes yere yatmıştır. Davut âdeta kendisini feda ederek dümen­de dimdik geminin yürümesini sağlamaya çalışmaktadır. Bu arada rando maçosu, rüzgârda savrularak Davut'un kafasını uçurur. Davut'un başsız vücudu Süleyman Kaptan'ın üzerine düşer, her yere kan bulaşır. Bir süre geçtikten sonra ceset koktuğu için denize atmak zorunda kalırlar. Süleyman Kaptan, bu kazadan dolayı kendisini suçlar. Çünkü onun yeterince sıkı bağlamadığı bir parça, Davut'un ölümüne sebep olmuştur. Kardeşinin bir mezarının olmasını bile engelleyen denizi hiç affetmez. Bu yüzden oğlu Mahmut'un asla denizci olmasını istememektedir. Bakkal Fehmi, olanlara çok üzülür. Bir gün sonra Bodrum'a dönerler.
Süleyman Kaptan, oğlunu Kirpi Halil'in yanına çırak ola­rak verir. Kirpi Halil'in dükkânı oldukça kasvetli, karanlık, dar bir mekândır. Dükkânın iki müdavimi Bahçıvan Nusret Ağa ve Kasım Efendi'dir. Her ikisi de iyi görememektedir. Nusret Ağa, fakir, pek çok sıkıntı çekmiş bir kişidir. Topal Murat da tıpkı Nusret Ağa gibi hayatın acımasız yüzü ile karşılaşmış bi­ridir. Oğlu Aliş'in hasreti ile yanıp tutuşmakta, oğlunun ölü mü diri mi olduğunu bilmemektedir. Süleyman Kaptan, oğlunu buraya denizcilikten uzak tutmak için vermiştir. Oysa Kirpi Halil, deniz sevdalısı bir kişidir ve sürekli denizden bahsetmektedir. Tamir ettiği ayakkabıları denizcilik terimlerini söyle­yerek Mahmut'a göstermektedir. Mahmut, burada herkesle dest olur. Özellikle Halil'in anlattığı deniz yaşamı onu çok etkiler.Mahmut, aynı zamanda mahalle mektebine de devam etmektedir. Mektebi ve hocayı hiç sevmemekte, onun ezberletmek istediği metinleri ezberlememekte, bu yüzden hep azar işitmekte, bazen de dayak yemektedir. Mahmut, hoca ders anlatırken deniz hayali kurmaktadır. Komşularının kızı ve yakın arkadaşı Fatma onun bu hâline çok üzülmektedir. Bugünlerde Mahmut'u derinden sarsan bir olay olur. Hayatı zorluk içinde geçmiş, oğlunun hasretiyle yanan Topal Murat ölmüştür.
Mahmut, yine mektepte falakaya yatırılmıştır. Fatma ya­nına gelerek babasıyla çıkacağı balığa gelmesini teklif eder. Mahmut büyük bir sevinçle kabul eder. Gece, denizde balık tutmak Mahmut için en güzel olaydır. Babasından çok zor izin alır ve Fatma, babası Ateşoğlu ile kayıkta özlediği denize kavuşur. Fırtına çıktığı için yeteri kadar balık tutamazlar, karaya da ancak kürek çekerek sabaha doğru ulaşırlar. Mahmut ilk kez, denizin vefasızlığı ile karşılaşır. Mahmut bir kez daha onlarla balığa çıkınca denizin onun için vazgeçilmez olduğunu anlar. Mektebi bırakır. Babası ise denizden nefret etmekte, oğlunun istikbalini düşünmektedir. Mahmut, babasının uzun süreliğine sefere çıkmasından yararlanarak denize çıkmaya devam eder. Küçük amcası, cimri Hakkı Reis'in gemisine yazılır. Özlediği açık denizlere doğru yol almaya başlar. Gemide Topal Murat'ın oğlu Aliş'le karşılaşır. Denizde macera dolu günler geçirir. Fırtınada ölen tayfaların nasıl denize atıldığına şahit olur. Amcası Hakkı Reis'in tayfalara ve kendisine acıma tavrı onu zaman zaman yıldırır.
Mahmut, denizde iken bir mektup alır. Mektup annesindendir. Babasının, gemisiyle beraber bir seferde öldüğü, bütün serveti olan gemisinin battığı, evi geçindirme işinin ona kaldığı yazmaktadır. O anda tüm dünya Mahmut'un başına yıkılır âdeta. Mahmut, babasının bir sefer sırasında onu de­nizde görünce, gözleri dolarak, ona acı acı bakışını hatırlar Babasının okşayıcı, sevgi dolu bir ifadeyle oğluna "Neden böyle ettin?" sözleri altında ezilir. Mahmut, bundan sonra annesine bakmak zorundadır. Ne var ki eline geçen para ile karnını bile duyuramamaktadır. Bir gün cimri amcası ile de tartışarak onun gemisinden ayrılır. Farklı gemilerle değişik yerlere gitmeye başlar. Delikanlı olmaya başlayan Mahmut, annesini de kaybeder. Zamanla denizin haşin yüzü ile karşılaşır. Maddi zorluklar, sıkıntılı bir hayat onu zorlamaktadır. Memleketini, sakin bir hayatı, Erkek Fatma ile evliliği hayal etmeye başlar. Bir gün, memleketine dönmeye karar verir.
Memleketine döndüğünde, ilk işi Ateşoğlu'nun evine git­mek olur. Köyde her şey değişmiştir. Fatma ile görüşemez. Bazı esrarengiz olaylar hisseder. Fatma ile nihayet karşılaşır. Fatma, eski Fatma değildir. Bir balık seferinde, onu kötü emel­lerine alet edemeyen bazı adamların yüzüne sıktığı kurşunla yüzünün yarısı parçalanmış, gözünün biri akmıştır. Mahmut, Fatma'yı çok sevdiği için her şeye rağmen onunla evlenmek istediğini, memlekete onun için döndüğünü anlatır. Fatma, sonra konuşalım, diyerek ondan ayrılır. Ertesi gün Fatma onun hayatını mahvetmemek için köyü terk eder. Mahmut onu çok arar fakat bulamaz.
Mahmut, tekrar denize dönmeye hazırlanırken bir teklif­le karşılaşır. Köyün zenginlerinden Zeynel Ağa, kızı Ayşe ile evlenmesini teklif eder. Yalnız denizlere sonsuza kadar veda edecektir. Ayşe ile Mahmut evlenirler. Varlıklıdırlar. Önce çok mutlu olurlar. Mahmut, özlediği sakin hayata kavuşmuştur. Bahçede sebze meyve yetiştirmektedir. Bir çocukları olacak­ken çocuk düşer. Gün geçtikçe Mahmut bir toprak adamı ola­mayacağını anlar. Denizleri her türlü zorluğuna rağmen çok özlemektedir.
Nihayet bir gün, ailesini, zenginliklerini feda ederek asıl sevgilisi olan denizi sonsuza dek tercih eder.

HALİKARNAS BALIKÇISI -(Cevat Şakir Kabaağaçlı)

1886-1973 yılları arasında yaşamıştır. İstanbul'da Robert Koleji'ni bitirdikten sonra Oxford Üniversitesi Yeni Çağlar Tarihi Bölümü'nde öğrenim görmüştür. Türkiye'ye döndükten sonra, Resimli Ay, İnci dergilerinde yazılar yazmış, karikatürler çizmiştir. Bir eserinde halkı savaş aleyhine kışkırttığı gerekçesiyle üç yıl Bodrum'a sürülmüştür. Cevat Şakir Kabaağaçlı, daha sonra İstanbul'a dönmeyip İzmir'e yerleşmiştir. Hayatını gazetecilik ve turist rehberliği yaparak kazanmıştır.
Cevat Şakir Kabaağaçlı, deniz hikâyeleri ile tanınmıştır. Ege ve Akdeniz kıyılarındaki olaylardan esinlenerek eserler yazmıştır. Denizciler, balıkçılar, sünger avcıları, denize karşı hayranlığını konu edinmiştir.
Başlıca eserleri; Ege Kıyılarından, Merhaba Akdeniz, Gülen Ada, Mavi Sürgün, Turgut Reis. Deniz Gurbetçileri, Merhaba Anadolu, Ötelerin Çocuğu, Sonsuzluk Sessiz Büyür, Anadolu Tanrıları'dır.